Merhaba Ben Kaf Hukuk & Danışmanlık kurucusu Avukat Şeyda Kaplan Altınışık.
Yeni bir haftadan ve yeni bir köşe yazısı ile hepinize merhaba saygı değer okurlarım. Hukuki konularda merak ettiğiniz tüm konuları en yalın ve anlaşılabilir hali ile cevaplamaya çalışacağım. Öğrenmek istediğiniz konuları e-mail yoluyla ([email protected]) bana ulaştırmanız halinde sorularınızın cevaplarına detaylı olarak köşemde yer vereceğim
Pandemi dönemiyle birlikte hayatımıza giren birçok geçici düzenleme, etkisini yalnızca sağlık alanında değil, hukukta da gösterdi. Bu düzenlemelerin belki de en çok konuşulanı, kamuoyunda “COVID Yasası” olarak bilinen ve binlerce hükümlünün cezaevlerinden izinli sayılmasına yol açan uygulamaydı.
Hatırlanacağı üzere 7242 sayılı yasa kapsamında, açık cezaevlerinde bulunan veya bu cezaevlerine ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 2020 yılında COVID-19 salgını nedeniyle evlerine gönderildi. Önce birkaç aylığına denilen bu uygulama, salgının uzamasıyla birlikte yıllarca sürdü. Adeta fiili bir tahliye süreci yaşandı.
15 Temmuz 2023 tarihinde Resmî Gazete ‘de yayımlanan 7456 sayılı Kanun ile, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a Geçici Madde 10 eklendi. Bu maddeye göre cezasının infazına 5 yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanarak ceza infaz kurumlarına geri dönülmemesine karar verildi. Ancak söz konusu yasadan yararlanabilmek için 31.07.2023 tarihinde hükümlü olma kriteri getirilmiştir. Yani 31.07.2023 tarihinde dosyası kesinleşmemiş, yargılaması devam eden hükümlüler indirim niteliğindeki bu düzenlemeden yararlanamadılar. Bu durumda birçok adaletsizliğe neden oldu.
İki ayrı dosyam üzerinden size bu adaletsizliği açıklamak istiyorum. 2019 yılında Kasten Adam öldürme suçunu işlemiş 2 ayrı müvekkilim yapılan yargılama neticesinde 15 yıl hapis cezası aldılar. İnfaz kanunu açısından ikisinin de ceza infaz kurumunda kalma sürelerinin aynı olması gerekirken müvekkillerimden birinin yargılamasının diğerine göre daha hızlı olması nedeni ile anılan yasadan yararlanıp sadece 3 yıl cezaevinde kalarak tahliye oldu. Diğer müvekkilimin yargılamasının uzun sürmesi ve dolayısıyla 31.07.2023 tarihinde dosyasının kesinleşmemiş olması nedeni ile hala cezaevinde tutulmaktadır.
Meclisin gündeminde olan yasa düzenlemesi ile bu adaletsizliğin sona erdirilerek anılan yasadan sırf yargılaması uzun sürdüğü için yararlanamayan mahkumlarında bu yasadan yararlanarak tahliye edilmesi gündemdedir Özellikle yeni yargı paketi çalışmalarında, infaz düzenlemelerinde eşitlik ve yeniden topluma kazandırma yaklaşımı temel alınıyor.
Bu noktada “af” kelimesinin dikkatle kullanılması gerekiyor. Zira yetkililer genel ya da özel bir af söz konusu olmadığını, yalnızca belirli koşullarda infazın toplum içinde gerçekleşmesini sağlayacak bir formül arandığını vurguluyor.
Toplumda adalet duygusunun zedelenmemesi kadar, infaz rejiminin insani koşullarda yürütülmesi de önemli. Belki bu düzenleme, af ile ceza infazı arasında kurulan o hassas köprünün bir parçası olur. Şimdi gözler, TBMM’de görüşülecek olan yeni düzenlemelerde…
Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere…


