Merhaba Ben Kaf Hukuk & Danışmanlık kurucusu Avukat Şeyda Kaplan Altınışık.
Yeni bir haftadan ve yeni bir köşe yazısı ile hepinize merhaba saygı değer okurlarım. Hukuki konularda merak ettiğiniz tüm konuları en yalın ve anlaşılabilir hali ile cevaplamaya çalışacağım. Öğrenmek istediğiniz konuları e-mail yoluyla ([email protected]) bana ulaştırmanız halinde sorularınızın cevaplarına detaylı olarak köşemde yer vereceğim.
Malumunuz yaz ayları ile birlikte düğün sezonu açıldı. Her ne kadar çiftler mutlu bir yuva kurma hayali ile bu yola çıksalar da her yıl ülkemizde boşanma oranlarının evlenme oranına göre daha hızlı bir şekilde arttığı da maalesef su götürmez bir gerçek. Aşk ile gözleri kör olan çiftler evlenirken ne düğünde takılan altınların ne de harcanan masrafların akıbetlerini merak etmeseler de, evlenip aşkı tüketip çiftlerimizin gözü gerçek dünyaya açılınca konu maalesef maddi konuların akıbetlerine gelmektedir. Ben de aile hukuku alanında en çok bu hususta soru almaktayım.
Son yıllarda altın fiyatlarının astronomik bir şekilde artması boşanma aşamasında düğünde takılan altınların kime ait olacağını da eskisine nazaran daha önemli bir sorun haline getirmiştir. Bu konuda yıllardır yerleşmiş Yargıtay kararları ışığında mahkemeler karar verirken 2024 yılı itibari ile Yargıtay görüş değiştirmiş ve yeni uygulama hayatımıza girmiştir.
Önceki yıllarda düğünde takılan altınların tamamı çiftler arasında aksine bir sözleşme yoksa cinsi ve kime takıldığı fark etmeksizin kadına aitti. Yani düğünde takılan kolye, küpe,yüzük, çeyrek altın, cumhuriyet altını vs. ister kadının tarafının ailesinden veya davetlilerinden takılsın ister erkek tarafının ailesinden veya davetlilerinden takılsın fark etmeksizin kadına ait olduğu kabul ediliyordu. Altınların tamamı boşanma aşamasında kadında bırakılırken evlilik esnasında erkek tarafından bozdurulup harcanılması halinde ise mal paylaşım davalarında güncel değer üzerinden hesaplanan tutarın erkek tarafından kadına ödemesi yönünde karar verilmekteydi.
Fakat zamanla değişen toplumsal yapı, kadının iş ve sosyal hayata en az erkek kadar katılmaya başlaması yani kısacası toplumumuzun modernleşmesi neticesi ile bu kararında modernize edilmesi gereği duyulmuştur. Önceleri düğünde takılan altınlar sadece ev işlerinde veya aile topraklarında emek veren kadınların maddi özgürlüğünün olmaması ve maddi anlamda tamamen erkeğe bağımlı olarak yaşamasından dolayı düğünde takılan altınlar kadının boşanma olayına karşı bir güvencesi niteliği taşımaktaydı. Oysa günümüzde kadınlarımızın çoğunluğu maddi anlamda bağımsızlığını kazanmış durumda olup birçok alanda erkeklerle eşit konuma yükselmişlerdir. Yine aile içerisinde de erkek ile hem maddi hem manevi eşit haklara sahip olmaktadırlar. Bu bağlamda da zamanla düğünde takılan altınlar çiftlerin ortak yaşama başlarken bir destek olma amacına dönüşmüştür. Bu sebeple Yargıtay 4 Nisan 2024 tarihi itibari ile eski görüşünden vazgeçerek düğünde takılan altınların kime ait olacağı hususuna yeni bir görüş getirmiştir.
Yeni görüşe göre;
1- Kişiye özgülenmiş olan yani kadının kullanımına hizmet eden kolye, küpe, yüzük, bilezik gibi ziynet eşyaları kime takılmış ise ona aittir. Eşyanın kim tarafından ya da kimin ailesi tarafından takıldığının bir önemi yoktur.
2- Yatırım amacı taşıyan çeyrek altın, cumhuriyet altını, Euro, Dolar, Türk Lirası vs. gibi hediyeler de eşlerden hangisine takdim edilmiş ise ona aittir.
Altınların miktarı ve kime takıldığı konusunda ise ispat aracı olarak düğünde çekilen videolar ve fotoğraflar önemli bir rol oynayacaktır.
Sonuç olarak; hukuk kuralları örf ve adetlerimizin yazılı karşılıklarıdır. Örf adetlerimizin ve toplumsal yapılarımızın değişmesi ile birlikte kurallarında değişmesi kaçınılmazdır. Yargıtay’ın bu konudaki görüş değişikliğinin sebebi tamamen bu durumdur.
Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere…


