Merhaba Ben Kaf Hukuk & Danışmanlık kurucusu Avukat Şeyda Kaplan Altınışık.
Yeni bir haftadan ve yeni bir köşe yazısı ile hepinize merhaba saygı değer okurlarım. Hukuki konularda merak ettiğiniz tüm konuları en yalın ve anlaşılabilir hali ile cevaplamaya çalışacağım. Öğrenmek istediğiniz konuları e-mail yoluyla ([email protected]) bana ulaştırmanız halinde sorularınızın cevaplarına detaylı olarak köşemde yer vereceğim.
Özelikle pandemi dönemi artan ekonomik kriz ve işsizlikler nedeniyle insanlar paradan para kazanma yöntemlerine merak salmaya başladılar. Forex, borsa adı altında farklı oluşumlar, kripto para alım satım gibi konular herkesin gündemine oturdu. Kimisi ev-araba alma hayali ile birikimlerini bu mecralara aktarırken kimisi de geçimlerini biraz olsun kolaylaştırmak için borçlanarak bu mecralara hızlı bir giriş yaptı. Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı. Dolandırıcıların eline düşen vatandaşlar hayalleri ile birlikte ellerindeki tüm birikimlerini kaybederken birçoğu da borçlandı. Paralarını kaybeden vatandaşlar eşlerinden ayrıldı hatta maalesef canına kıyan insanlarımız dahi oldu. Sizlerden gelen talepler doğrultusunda bu hafta saadet zinciri yapısındaki dolandırıcılık yöntemini ve bu şekilde dolandırılan vatandaşların izlemesi gereken hukuki yolları ele alacağız.
Saadet zinciri çok eski yıllardan beri kullanılan bir dolandırıcılık yöntemidir. Bu yöntemde aslında ortada bir iş ya da hizmet yoktur. Ancak dolandırıcılar katılımcılara sanki bir alım-satım işlemi yapıldığına ve bu işlemler neticesinde çok fazla kar elde edildiğine ikna edilir. İkna olanlar sisteme para yatırarak giriş yaptıktan sonra vaat edilen kar payları düzenli bir şekilde ödenerek güven kazanılır ve bu kişilerin sisteme yeni katılımcı bulmaları hatta yatırdıkları paraların miktarlarını arttırmaları sağlanır. Bu tip dolandırıcılık sisteminde ilk amaç insanların güvenini kazanmaktır. Bu sebeple tanınır olan kişilere de sistemin reklamını yaptırmaktan çekinmezler. Medyada sıkça yer alan ve yargılamaları hala devam eden Çiftlik Bank dolandırıcılığı bu sistemin en tipik örneğidir.
Sistemde toplanan para dolandırıcıların hedef miktarına ulaştıktan sonra veya katılımcı sayısı sistemi kaldıramayacak kadar arttıktan sonra sistem kapatılır. Havuzda biriken para ise dolandırıcıların cebinde kalır.
Arkalarında ise hem hayallerini hem de tüm birikimlerini kaybeden mağdurlar bırakır. Ancak mağdurlar çaresiz ve yalnız değildir. Arkalarında mağduriyetlerini biraz olsun hafifletecek Tük Adaleti olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdırlar. Saadet zinciri tarzı dolandırıcılık sisteminde dolandırıcıların çok ceza alması ve mağduriyetlerin giderilmesi için ne kadar çok mağdur varsa hepsinin Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikâyetçi olması gerekmektedir. Zira dolandırıcılar sistemde mağdur olan her kişi için ayrı ve ağırlaştırılmış olarak ceza alacaklardır. Yine ne kadar hızlı şikâyetçi olunursa o kadar hızlı bir şekilde yurt dışı çıkış yasağı alınarak dolandırıcıların kaçmalarının önüne geçilecektir. Öte yandan bu durumu bilen dolandırıcılar sistem kapansa dahi bir süre mağdurlar ile irtibatı kesmeyip paralarını ödeyeceklerini, sistemsel sıkıntı yaşadıklarını anlatan bahaneler ile mağdurların şikâyetlerinin önüne geçmeye çalışarak zaman kazanırlar. Bu sebeple en azından bu aşamada uyanık olup dolandırıcıların oyunlarına gelmeyip derhal şikâyet yoluna gidilmesi tavsiye edilir.
Mağdurların kaybettikleri paralarını almaları için izlemesi gereken yolları, yine mağdur avukatlığı yaptığımız dosyalarda ve diğer saadet zinciri tarzı dolandırıcılık dosyalarında dolandırıcıların karşılaştıkları cezaları ve bizim bu kişilerin en yüksek cezayı almalarını sağlamak için takip ettiğimiz adımları anlatacağımız yazımız ise haftaya sizlerle olacaktır.
Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere…


